1 Kasım 2008 Cumartesi

You Tube, sansür ve müzik sektörü

You Tube gibi içerik barındıran bir video kütüphanesinin tamamen yasaklanmasının nedeni söz konusu “hakaret” videoları değildir. Bu sadece bir bahanedir. Güç ve iktidar heveslileri You Tube “kavramını” tehlikeli bulmaktadırlar

Tek kanallı TRT dönemlerinde şarkıların “denetim” sisteminden geçmesi ile (hala) devam eden sansür, sadece müzik eserlerinde değil her alanda etkisini gösteren, güç ve iktidar çevrelerinin kitle kontrolü açısından yılmadan uğraştıkları bir konudur. Dünyanın her yerinde güç ve iktidar eleştiri sevmez ve en “uygar” zannettiğimiz ülkelerde bile sansür mevcuttur. Sansürün kullanım oranı değişiktir sadece, yasaklama eylemi ve eğilimi aynıdır. 


You Tube gibi içerik barındıran bir video kütüphanesinin tamamen yasaklanmasının nedeni söz konusu “hakaret” videoları değildir. Bu sadece bir bahanedir. Güç ve iktidar heveslileri You Tube “kavramını” tehlikeli bulmaktadırlar. Her önüne gelen onların denetimi olmadan nasıl yayım yapar? Ne hakla? Denetim onlar için zorlaşmıştır. İmkansızlaşmıştır. Bu yüzden akıllarını ekmek ve peynirle yedikten sonra, sanki bu siteye ulaşım başka yollarla mümkün değilmiş gibi uygarlığa yakışmayan bir yasaklama metodu ile You Tube/ Telekom girişini engellemişlerdir. Dünyaya bizim hala ne kadar “ileri” olduğumuzu deşifre ederek. 

Müzik sektörünü olumsuz etkileyen bu gelişim, aslında mümkün olsa interneti tamamen yasaklamak isteyen bu zihniyetin umurunda değildir. Sanatın çağımızda kitlelere ulaşmasını, insanların yaratıcılıklarını, fikirlerini ve önemsedikleri konuları paylaşmalarını, ölüm döşeğinde olan müzik sektöründeki müzisyenlerin kendilerini ve eserlerini tanıtacak videolarının yayımlanmasını önemsemezler. Ruhlar çürüyünce duyarlık da onunla beraber yok olur. Kültür ve sanatla, paylaşımla büyümeyenler bu konuyu önemsemez, sanat sadece “lay lay lom”dur onlar için. Bazen haddini aşan, susturulması gereken bir “lay lay lom”. Tarihe gömülmüş sanat eserlerini, yaşamayan bir müze anlayışı ile eskilerin sanatını bazen benimsemiş gibi yaparlar ama şimdiki zamana tahammülleri yoktur. 

İfade özgürlüğünün yeni mekanı olan internet elbette ifade “özürlü” bir sistemde barınamaz. Kısıtlanmalıdır. Bunun mücadelesini vermez isek daha neler kısıtlanacaktır neler. Hayatta hiçbir hürriyetin, özgürlüğün ve hakkın güç ve iktidar çevreleri tarafından halka bağışlandığı görülmüş müdür? İşte müzik sektörünün You Tube ve benzeri paylaşım platformlarına en çok ihtiyacı olduğu anda bu tür portalların yasaklanmasına gösterilen tepki (sizlik) üzücü ve kaygılandırıcı boyuttadır. 

Müzik sektörü menfaat ilişkileri ile kurgulanmış ve artık eskimiş TV video kanallarına teslim olarak bir menfaat kazanabilmektemidir? Müziğin artık halk tarafından istenildiği zaman dinlenildiği ve izlendiği aşikar değil midir? Bu çerçevede yasaklanan her internet portalının, yatırım yaptıkları prodüksiyonların ve görsellerinin tanıtımını olumsuz etkilediğini bilmiyorlar mı? Bağımsız müzisyenler bu bağımsızlıklarını bu tür çağ dışı (ve devamı gelecek) yasaklarla kaybedeceklerini bilmiyorlar mı? Neden susup, oturulup böyle bir yasak kabul ediliyor? 

You Tube veya Google şirketi değildir söz konusu olan. Buradaki konu ilk önce halka, bağımsız müzisyenlere, müziğe yatırım yapan bir sektöre ve temel ifade özgürlüğü ve bilgi alma haklarına yapılan ihlallerdir. İnternetteki bilgi akışını engellemek mümkün değildir. Bir vanayı kapatabilirsiniz ama tazyikli su başka bir yoldan, yeni bir kanaldan tekrar ulaşır gitmek istediği yere. İtiraz edilmesi gereken nokta bu yasakçı zihniyettir. 

Sanat dünyasının, medyanın ve halkın bilgi alışverişi için değil, sadece “eğlence” için kullanılması istenen internetin hakikaten ne olduğunu anlamadığımızı düşünüyorum. İnternetin gücünün farkında mıyız? Onu yasaklamaya çalışanlar farkında ve bizim de “chat” yapmaktan iki dakika feragat edip, etkin bir şekilde en doğal hakkımız olan bilgi paylaşımını kısıtlayan darbelere hayır dememiz gerekir. 

İnternette sadece geyik ve porno yoktur. Web’den Harvard Üniversitesi’nde master tezini yayımlamış birinin çalışmasına, Tina Turner’in 1972’de yapmış olduğu röpörtaja, bir hastalık hakkında yapılan çalışmalara, değişik görüş açılarından aynı haberi takip edebilme olanağına, TV de asla göremeyeceğiniz belgesellere, köşe yazılarına, Noam Chomsky’den Carl Jung’a kadar hakkında bilmek istediğiniz düşünürlere ve eserlerine, insan hakları ihlallerini cesaretle filme alanlara, bağımsız filmlere, kitaplara, sizden farklı düşünen, farklı yaşayan “öteki” insanların başka yerde göremeyeceğiniz dünyalarına, diğer kültürlere, kuracağınız yeni iş için imkanlara, gelir kaynaklarınızın artmasına vesile olacak kaynaklara, asla tanışamayacağınız insanlara ve her tür bilgiye ulaşabilirsiniz. Bu bilgilerin hepsi doğru, hepsi etik, hepsi bilimsel değildir elbet ama bunu ayrıştırmayı sizin adınıza otoriter bir “baba” yaptığı anda interneti sadece geyik yapmak için kullanmaya mahkum olursunuz. 

Müzik endüstrisinin tek umudu olan internet paylaşımına engel olan herşey protesto edilmelidir. Eğer bu tür yaklaşımları hiçbirşey yapmadan izlerseniz, şikayet hakkınızı da kaybedersiniz. 

Sanatçının sanatının icrasından başka en başta gelen mücadelesi eserlerini yaratacak ve paylaşacak ortamların hür olmasıdır. Bu mücadele çağımızda internet ile ilintilidir. Bilgi paylaşımını hiçbir devirde bu kadar kapsamlı ve hızlı elde edememiştik ve bu nimetten yoksun bırakılmak, aynı zamanda yoksul bırakılmak demektir. Her anlamda. 

Müziğin artık görsel bir unsur olarak da algılandığı çağımızda bu paylaşımın ne kadar kapsamlı olduğunu da düşünmek zorundayız. Düşünün. Bir şarkınız var. Amatör bir video ile bunu paylaştınız. Sizden haberdar olmayan kişiler de paylaştı, yorum yaptı. 50 kişi daha sizden (anında) haberdar oldu diyelim. 15 yıl evvel bu mümkün değildi. Dün web sayfama eklediğim esere bugün Çin’den yorum geldi. Bu hangi dönemde mümkün olmuştur? Çağımızın nimetlerinden bizi yasakçı güç ve iktidar hevesleri ile boğmaya çalışan zihniyete DUR demenin vakti gelmemiş midir? Daha kaç tane magazin programı izleyeceğiz? Kaç dizi bizi uyutacak? 

Yeni kuşakların bilmesi gereken birşey vardır. Geçmişte nasıl bilgi akışını sağlayan her unsur, mesela kitaplar yasaklanmış (ve yasaklanıyor) ise, bizim dönemimizde yani internet çağında da mücadelelerimizden biri internetin sağlıklı kalmasıdır. Bilgi akışının yeni adresi olan interneti koruyabildiğimiz oranda çağımızın nimetlerinden faydalanabiliriz. Hele kütüphaneleri tek tük serpiştirilmiş ülkemizde, internete yapılacak her türlü müdahale kültürümüzü direkt etkileyecektir. 

Bugün yapacağınız eylem sadece geleceğinizi değil ŞİMDİ nizi belirler. Bu yazıyı okuyan herkes sembolik olsa da mutlaka her gün fikir ve ifade özgürlüğü için birşey yapmalıdır. Yoksa bu özgürlüğü elinizden alanlar, siz futbol seyrederken size yapacaklarını yaparlar. 

Fuat Abdullah: Müzisyen

Radikal 11-10-2008

0 yorum: